Aslında en büyük hatamız; mutluluk içinde yüzerken bazen bunun farkında olamamamız ve dolayısıyla da değerini bilmememizdir. Ancak mutluluğu elden kaçırdıktan sonra hayıflanırız ama o zaman da bakarız ki iş işten geçmiştir.
Hangi konuda olursa olsun her şey elde iken değerini bilmeli ve değerlendirmeliyiz. Aksi takdirde hiçbir şeyin değerini bilmeyen akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan bir insandan farkımız kalmaz. Çok iyi değerlendirmemiz gerekenler arasında; sağlığımız servetimiz, gençliğimiz, dostlarımız, onurumuz, gururumuz, akrabalarımız, çocuklarımız, eşimiz, işimiz, malımız-mülkümüz ve buna benzer daha da birçok şeylerdir. Çünkü bütün bunlar mutluluk adını verdiğimiz olguyu oluşturan nimetlerdir. Dikkat buyrulduysa eğer yukarıda saydığımız bu nimetlerden bazıları maddi bazıları da manevi kaynaklıdır. Kaybı halindeyse yine bunların bazılarının telafisi mümkün olan nimetler olduğu gibi bazılarının da geri gelmesi, onarılması veya yerlerinin doldurulması mümkün olmayanlarıdır. Kaldı ki bunlardan bazılarını ihmalkârlığımız sonucunda yitirebileceğimiz gibi, tamamen istemimiz dışında yitirebileceklerimiz de olabilir.
Durum ne olursa olsun bizim üzerinde durduğumuz şudur; içinde yaşadığımız mutluluğun, güzelliğin ve nimetin değerini bilmek ve değerlendirmektir. Aksi takdirde, mutluluğun ve güzelliğin tadına varabilme zevkinden mahrum kalırız. Zaten elden uçup gittikten sonra, hem doğal olarak bu zevkten mahrum kalacağız hem de bu nimetler elde iken değerini bilmeyip zevkini çıkarmadığımız için ayrıca kahrolacağız. Bu durumda manevi zararımız, doğal olarak ikiye katlanacaktır.

YORUMLAR