Kişi; yaşamakta olduğu toplumda, hiç bir zaman içinden arzuladığı, kafasına estiği veya hesabına geldiği şekilde davranmamalı. Bunun için; yapacağı her işte, atacağı her adımda içerisinde yaşadığı o toplumun hassas olduğu dini ve sosyal olguların boyutlarını, kurallarını göz önünde bulundurması ve buna göre davranması icap eder. Çünkü olay vardır, toplumun dini inançlarına aykırı geldiği için toplum büyük bir tepki verir. Olay vardır, gelenek ve ananelere ters geldiği için o toplum tarafından kınanır ve yerilir. Topluma aykırı düşmek veya ayak uydurmak o kişinin aldığı aile terbiyesi, yaşadığı çevre, ruhsal durumu, bilgi seviyesi ve sahip olduğu görgüsüyle ilintilidir. Unutulmamalıdır ki, bir kişinin akli dengesinin bozuk olduğunu gösteren ilk işaret; bu kişinin, herkesten farklı biçimlerde davranması ve içinde yaşadığı topluma aykırı düşmesidir. Zira topluma ayak uydurmayan veya toplumu hiçe sayan bir kişi, toplum içinde sırıtarak kendini belli eder hatta o toplumun alay veya nefret odağı haline gelir. Bundan sonra sıra, bu kişinin ortaya koyacağı eylemin çeşidine ve boyutuna göre toplumun kendisine biçeceği cezaya gelir. Zira cezaların en ağırı, toplumun o kişi hakkında kestiği cezadır. Bu ne büyük bir isabettir ki, yaradılışı itibarıyla azgın bir ruha sahip olan insanın, çılgın yaşama isteği ancak bu sayede frenlenebilmektedir. Yine ne ilginçtir ki kendi kötü özelliğini bilen insanoğlu, bunu önlemenin çaresini, yine kendi koyduğu bu tip katı kurallarla bulmuştur.
Doğrusunun söylemek gerekirse, her insan, içinden geldiği şekilde yaşamak ister. Ancak Nasıl ki; ruhunu dizginleyebilen yani yaşadığı toplumun dini ve sosyal kurallarına uyana, dürüst ve iyi insan deniliyorsa aynı şekilde kendi ruhunu tam anlamıyla dizginleyemeyenler ise; aynı toplumda güvenilmeyen ve kötü insan olarak tanımlanır. Kişileri bu şekilde ödüllendiren veya cezalandıran yine toplumun, bu katı ama mantık mekanizmasına bağlı frenleyici kurallarıdır.
Yinelemek gerekirse demek ki; toplumda sık sık kullanılan “iyi insan” ile “kötü insan” tanımlamaları bu gibi koşullara göre yapılmaktadır. Bu tanımlamalar, bazı toplumların sosyolojik özelliklerden kaynaklanan küçük ayrıntılar dışında genelde bütün toplumlar için aynıdır.
“Almasını seven; vermesini bilmeyen ve kendilerini sözüm ona uyanık sananlar, insan kılıklı insancıklardır.”ŞEKİP YURTTAŞER

YORUMLAR