Eksik olana değil, var olana bakabilmek bazen en büyük empati biçimidir.
Bazen bir eksiklik, yüz fazlalığın anlamını büyütür.
Bazen bir yokluk, varlığın en güçlü aynası olur.
Ve bazen bir “bir yok”, “yüz var” demektir.
Toplum olarak çoğu zaman eksik olana odaklanırız. Bir kişi gelmedi mi, bir destek eksik kaldı mı, hemen oraya takılırız.
Ama empatiyle bakmayı denesek, görürüz ki aslında sessizce çabalayan, yüreğini ortaya koyan nice “var”lar var.
Kimse fark etmese de, bir yerlerde bir gönül bir başkasının yükünü hafifletiyor.
Bir derneğin sandalye dağıtımında bir çocuk gülerse, o gülüşü sağlayan onlarca insanın emeği vardır.
Bir yaşlıya uzanan bir elin ardında, görünmez bir dayanışma zinciri vardır.
Ama biz çoğu zaman “gelmeyene” bakar, “olmayanı” konuşuruz.
Oysa asıl hikaye, orada, var olanlarda saklıdır.
“Bir yok” diyorsun…
Peki o yüz varı hiç hissettin mi?
Bir annenin duasında,
Bir çocuğun tebessümünde,
Bir gönüllünün sessiz adanmışlığında?
Empatiyle baktığında anlarsın, her “yok”un arkasında, görünmeyen yüzlerce “var” gizlidir.
Her “var”, bir hikayedir.
Ve bu toplumun mayası, işte o hikayelerle yoğrulmuştur.
Mardin’in taş sokaklarında yürürken, kimse bilmez belki ama, birinin cebinde başkası için ayrılmış birkaç kuruş vardır.
Bir annenin yaptığı yemeğin bir kısmı komşusuna gider.
Bir esnafın kazancı, akşam bir çocuğun okul çantasına dönüşür.
Bu şehirde “bir yok” dediğin anda bile, yüzlerce iyi niyet vardır.
Bugün bir eksiklik görüyorsak, bu sadece bakış yönümüzdendir.
Biraz empatiyle, biraz dikkatle bakarsak aslında ne kadar zengin olduğumuzu fark ederiz.
Çünkü insanın en büyük serveti, sahip oldukları değil, paylaşabildikleridir.
Bir gün bir çocuk “teşekkür ederim” dediyse, orada bir “var” vardır.
Bir yaşlı “Allah razı olsun” dediyse, orada bir “var” vardır.
Bir anne gözyaşını silip “siz olmasaydınız” dediyse, orada yüzlerce “var” vardır.
Ve işte tam orada, “bir yok” demenin anlamı kalmaz.
Çünkü o “bir”, belki bir gün gelir; ama “yüz var”lar, o günü beklemeden inşa eder geleceği.
Sonra düşünür insan:
Bir ülke nasıl ayakta kalır?
Bir şehir nasıl dayanır?
Bir gönül nasıl umutla dolar?
Cevap basit ama derindir
“Bir yoksa da, yüz var.”
Yeter ki o yüzü görelim,
yeter ki o varlıklara teşekkür etmeyi bilelim.
Çünkü bu memleketin her sokağında, her evinde, her yüreğinde, görünmeyen ama hissedilen bir iyilik ordusu var.
Ve onlar, birinin “yok” dediği anda bile, varlıklarıyla bu ülkenin kaderini güzelleştiriyorlar.
Son söz
Empatiyle bakalım.
Eksikleri değil, emekleri görelim.
Yoklukları değil, varlıkları büyütelim.
Çünkü “bir yok” olsa da, bu ülkenin yüreğinde her zaman “yüz var.”

YORUMLAR