Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sekip Yurttaser

Öğle Sessizliği

 

Yakıcı bir humma başımda

Yorgun-argın ve bitkin

Uluyan bir sessizliğin uğultusu

Kulaklarımda

Kafamın içi karma-karışık

Bilmem ki nasıl anlatsam;

Yarı uykulu yarı uyanık,

Yarı aygın, yarı baygın gibi

Bir hâlde yatarken yatağımda

Derinden çok derinden

Şöyle belli-belirsiz

Bir ezan sesi geliyor kulaklarıma

Öğle ezanı olmalı

Çünkü bu sessizlik

Öğle sessizliğine benzemektedir

Diye düşünüyorum kendi kendime

Bir el dokunuyor saçlarıma

Sonra da kayıyor yanaklarıma

Şöyle usul usul

Sıcak mı tatlı sıcak

Yumuşak mı tatlı yumuşak bir el

Buram buram cennet kokan

Ruhumda mucize dokuyan

Belli ki annemin elidir bu

Zorlanarak da olsa

Aralıyorum gözlerimi bir anlığına

Bakıyorum mecalsizce

Bana bakan mahzun bir çift göz

Ve gülümsemeye çalışan

Yorgun mu yorgun

Ağlamaya ramak

Derin çizgilerle dolu bir yüz

 

Çatlak dudaklardan dökülerek

“Yavrum! Kalk da bir şeyler ye artık.”

Diyen, tatlı ve yumuşak

Endişe yüklü titreyen bir ses

Bense takatsiz, keyifsiz

Donukça bir gülümsemeyle

Gözlerimi yine yumuyor

Öylece bırakıyorum bir daha kendimi

Hummalı sessizliğin koynuna.

***

Ve aradan yıllar… Yıllar geçiyor

Bilmiyorum kaç yıl falan geçiyor işte

Yakıcı bir humma başımda

Yorgun-argın ve bitkin

Uluyan bir sessizliğin uğultusu

Kulaklarımda

Kafamın içi karma-karışık

Bilmem ki nasıl anlatsam

Yarı uykulu yarı uyanık

Yarı aygın yarı baygın gibi

Bir hâlde yine yatarken yatağımda

Derinden çok derinden

Şöyle belli-belirsiz

Bir ezan sesi geliyor kulaklarıma

Öğle ezanı olmalı

Çünkü bu sessizlik

Öğle sessizliğine benzemektedir

Diye düşünüyorum kendi kendime

Uzaktan çok uzaktan

Tanıdık bir koku kuşatıyor burnumu

Ancak bu sefer bir el dokunmuyor saçlarıma

Sonra da kaymıyor yanaklarıma

Ne bir sıcaklığını hissediyorum

Ne de yumuşaklığını bir elin

Ne buram buram cennet kokan

Ne de ruhumda mucize dokuyan

Zorlanarak da olsa

Gözlerimi aralıyorum bir anlığına

Bir şeyler aranır gibi

Oysa ne şefkatle bakan

Nemli bir çift göz

Ne de gülümsemeye çalışan nurani bir yüz

Ne zorla aralanan dudaklardan bir eser

Ne “Yavrum! Kalk da bir şeyler ye artık.”

Diyen tatlı ve yumuşak

Endişe yüklü o titrek ses var

Üzerime üzerime gelen

Soğuk mu soğuk

Ve soluk boyalı bir duvar

Kulaklarımda uluyan aşina bir sessizlik

Ruhumu kuşatmış yelpaze misali

Genişçe bir yalnızlık

Yanaklarımı ise okşayan

Sadece gözyaşlarım var.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER