Hem “Ben işe yaramıyorum.” ne demektir? Bir insanın işe yaramamasını doğrusu anlayabilmiş değilim. İşe yaramayan bir insanın olabileceğine asla inanmıyorum. Maddi durumu, yaşı, mesleği, sağlık durumu, cinsiyeti, yeteneği ne olursa olsun beyinsel engelli olmadıktan sonra, her insanın kendi çapında, bilgisi ve görgüsü ışığında, imkânları nispetinde ve gücü oranında mutlaka üstesinden gelebileceği bir iş vardır. Çevremize baktığımız zaman bu konuda çeşitli örnekler görürüz.
Bir gün yolum, tarihi bir mekâna düştü. Bu tarihi mekân kadar beni etkileyen; bu mekânın kapısında beni karşılayan, gezerken bana eşlik ve rehberlik eden yaşlı bir adam oldu. Bu adamın bana anlattığına göre; resmi bir daireden emekli olduktan sonra, bir yetkiliye başvurarak bu tarihi mekâna, gönüllü olarak hizmet etmek istediğini bildirmişti. Böylece o günden sonra bu tarihi mekâna hizmet etmeye başlamıştı. Artık her sabah kendi iş yerine gelir gibi kalkıp buraya geldiğini, buranın temizliğini yaptığını, gelen yerli ve yabancı turistlere karşılık beklemeden rehberlik ettiğini söyleyerek bu mekânın çevresini bile kendisinin ağaçlandırdığını bir solukta anlattı. Doğrusu anlattıkları beni çok duygulandırdı. Birincisi, bazı insanlar kendi görevlerini yapmaktan acizken veya menfaat elde etmeden görevlerini yapmazlarken bu adam, bu işi gönüllü yapmaktadır. İkincisi de bu yaşına rağmen boş oturmamış ve topluma yararlı olmasını bilmiştir.
Yine aynı şekilde bir tatil yerinde rastladığım, küçük ve eğreti bir kulübede sağdan soldan toplamış olduğu kitapları, tatilci gençlere sunan emekli bir öğretmen ile Ramazan aylarında çayhanesi kapalı olduğu için sabahın erken saatlerinden akşama kadar komşularına karşılık beklemeden yardım eden kahveci de beni çok etkilemişti. Ayrıca çocuklarının çalıştırdığı marketin önüne, sırf gelip geçene yol göstermek amacıyla sandalyesini atıp oturan yaşlı adamı, yine kendi evindeki işleri bitirdikten sonra, zor durumdaki komşularının yardımına koşan ev kadınını da unutamıyorum.
Tanık olduğumuz veya duyduğumuz bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Demek oluyor ki toplumda yararlı birey olmak için, sadece varlıklı olmak gerekmiyor. Herhangi bir yardım kuruluşunda çalışmak, gönüllü olarak bir sağlık ekibine yardımcı olmak, hayırseverlerle işbirliği yaparak zor durumda olanların yardımına koşmak, okulların koruma derneklerinde görev almak gibi, aktif veya yarı aktif de olsa bir işe yarayabiliriz. Kaldı ki böyle davranmak sağlık açısından bizi zinde tutacağı gibi aynı zamanda mutlu da kılacaktır. Hem bunu kendimizi zorlamadan, gücümüzün elverdiği ölçülerde, topluma yararlı olabilmek adına pekâlâ yapabiliriz. Tabii, bu da gayretli olmayla ilgili bir durumdur.

YORUMLAR