
Bir ülkenin gerçek zenginliği nedir?
Toprağının altındaki maden mi, kasasındaki para mı, yoksa göğe doğru yükselen beton yığınları mı?
Hayır.
Bir ülkenin gerçek zenginliği, yetişmiş insanıdır. Vicdanlı insanıdır. Üreten, düşünen, sorgulayan, merhamet eden insanıdır. İşte adına bugün “beşeri sermaye” dediğimiz şey tam olarak budur. Fakat bu kavramı yalnızca ekonomik bir terim gibi görmek, meseleyi daraltmaktır. Beşeri sermaye, bir milletin aklıdır, kalbidir, ahlakıdır ve geleceğidir.
Ekonomistler beşeri sermayeyi eğitim, bilgi, tecrübe ve üretkenlik üzerinden tanımlar. Doğrudur. Eğitimli bir genç, alanında uzman bir doktor, işini iyi yapan bir mühendis ya da usta bir zanaatkar ekonomik değerdir. Ülkenin üretim kapasitesini artırır, rekabet gücünü yükseltir, refahı büyütür. Fakat beşeri sermaye sadece bilgiyle ölçülmez. Eğer bilgi ahlakla birleşmiyorsa, güç adaletle dengelenmiyorsa, üretim merhametle yoğrulmuyorsa o sermaye eksiktir.
Siyaset, beşeri sermayeyi güçlendirme sanatıdır aslında. Devlet dediğimiz mekanizma, insanını eğitmek, korumak, geliştirmek ve fırsat eşitliği sağlamak için vardır. Eğer bir ülkede liyakat zayıflarsa, gençler umutlarını başka topraklarda aramaya başlarsa, kadınlar üretimden uzaklaştırılırsa, engelli bireyler şehirlerin kenarına itilirse o ülke en zengin doğal kaynaklara sahip olsa bile fakirdir. Çünkü insan kaybedilmiştir.
Ekonomi rakamlardan ibaret değildir, bir annenin çocuğunun geleceğinden endişe duymadığı, emeğin karşılık bulduğu bir düzenin adıdır. Bunu mümkün kılan ise güçlü bir beşeri sermayedir. Bir engelli bireyin kaldırıma takılmadan hayatın içinde var olabilmesi kalkınmadır. Beşeri sermaye güçlü ise krizler geçicidir. İnsan kalitesi yüksek bir toplum, zorlukları aşmayı bilir. Ama insanı ihmal edilmiş bir ülke, refahı kalıcı kılamaz.
Beşeri sermayenin insani boyutu daha da derindir. Empati kurabilen bir toplum, en güçlü toplumdur. Bir çocuğun gözyaşını görmezden gelmeyen, bir kadının korkusunu küçümsemeyen, bir yaşlının yalnızlığını fark eden, bir engelli bireyin mücadelesini kendine mesele eden insanlar… İşte gerçek servet budur. Çünkü insanın değeri, başka bir insana verdiği değerle ölçülür.
Kadınların güvende olmadığı, çocukların korunmadığı, gençlerin umutsuz olduğu bir yerde kalkınma söylemi havada kalır. Engelli bireylerin hayatın dışına itildiği bir şehir modern olamaz. Erişilebilirlik sadece teknik bir mesele değil, bir medeniyet göstergesidir. Kaldırımların yüksekliği, aslında vicdanın yüksekliğini gösterir. Şehir planlaması bile insan merkezli değilse, orada beşeri sermaye eksiktir.
Bir de merhametin daha geniş halkası vardır, hayvanlar. Sokaktaki bir cana su koymak, yaralı bir hayvanı korumak… Bunlar küçük davranışlar gibi görünür ama büyük bir vicdanın işaretidir. Güçsüze nasıl davrandığımız, kim olduğumuzu gösterir. Merhamet yalnız insana değil, tüm canlılara yöneldiğinde toplum olgunlaşır. Çünkü vicdan bölünmez.
Beşeri sermayenin uhrevi boyutunu da unutmamak gerekir. Dünya geçicidir, makam, servet, unvan gelip geçer. Kalıcı olan, geride bırakılan izdir. Yetiştirilen bir öğrenci, ayağa kaldırılan bir insan, hayatına dokunulan bir çocuk… Bunlar sadece toplumsal değil, aynı zamanda manevi yatırımdır. Bir insanın duasında yer almak, belki de en büyük kazançtır.
Bugün dünyanın en güçlü ülkeleri, doğal kaynakları en zengin olanlar değil, insanına yatırım yapanlardır. Eğitime, bilime, sağlığa, sosyal adalete, fırsat eşitliğine yatırım yapanlar… Çünkü bilirler ki beton yıpranır, para değer kaybeder, ama iyi yetişmiş insan nesiller boyu değer üretir.
Beşeri sermaye; bilgiyle ahlakın, güçle adaletin, üretimle merhametin birleştiği noktadır. Bir ülkenin gerçek serveti bankalarında değil, insanlarının kalitesindedir. İnsan büyürse şehir büyür. Vicdan güçlenirse siyaset temizlenir. Eğitim artarsa ekonomi sağlamlaşır. Empati çoğalırsa toplum iyileşir.
Sonuç olarak mesele şudur
Bir ülke insanına yatırım yapıyorsa güçlüdür. İnsanını ihmal ediyorsa kırılgandır. Beşeri sermaye, yalnızca ekonomik kalkınmanın değil, insani, ahlaki ve manevi yükselişin adıdır. Gerçek zenginlik, insanın insana kıymet vermesidir. Ve bir millet, insanını büyüttüğü ölçüde büyür.
DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN