
Kötülükleri Bitiremeyiz Ama İyilikleri Çoğaltabiliriz
Dünya her sabah biraz daha ağır uyanıyor.
Bir yerde savaş, bir yerde yoksulluk…
Bir başka köşede haksızlık, ötekinde sessiz çığlıklar.
Haberler akıyor, vicdan yoruluyor, kalpler kalınlaşıyor.
Ve insan ister istemez şunu soruyor, “Bu kadar kötülük varken, iyi kalmak mümkün mü?”
Sezai Karakoç Üstad’ın o kısa ama derin sözü, işte tam burada duruyor karşımızda, “Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz.”
Bu cümle bir teslimiyet değil.
Bir geri çekilme hiç değil.
Bu cümle, insanın gücünü doğru yerde aramasıdır.
Çünkü kötülüğü tamamen ortadan kaldırmak, insanın kudretini aşar.
Ama iyiliği çoğaltmak, insanın vicdanına bırakılmış bir emanettir.
Hepimiz kötülükle karşılaştık.
Haksızlığa uğradık, görmezden gelindik, kırıldık.
İyi niyetimizin suistimal edildiği, suskunluğumuzun zayıflık sanıldığı anlar oldu.
Bazen “Bu dünyada iyi olmak hata mı?” diye sorduk kendimize.
İtiraf edelim, Kimi zaman yorulduk.
Kimi zaman “Ben neden hep anlayan tarafım?” dedik.
Hatta bazen içimizden, iyiliğin değil sertliğin işe yaradığına inandığımız oldu.
Ama sonra şunu fark ettik,
Kötülükle kavga ettikçe içimiz sertleşiyor.
Bağırdıkça dilimiz, öfkelendikçe kalbimiz kararıyor.
Kötülüğe karşı durayım derken, onun dilini konuşmaya başlıyoruz.
Empati tam da burada başlıyor.
Empati, yapılanı onaylamak değildir. Ama insanı tek bir hataya mahkûm etmemektir.
Empati, “Ben olsaydım ne hissederdim?” sorusunu sormaya cesaret etmektir.
Çünkü çoğu kötülük, anlaşılmamanın içinden doğar.
Görülmeyen bir emek, duyulmayan bir söz, bastırılmış bir öfke… Bu, kötülüğü masum kılmaz ama bizi vicdansız yapmaz.
İyilik ise sessizdir. Gürültü sevmez, alkış beklemez.
Bazen bir kapıyı çalmaktır iyilik,
bazen bir omuza dokunmak,
bazen de sadece “Ben buradayım” diyebilmektir.
Bir insanın yarasını sarmak dünyayı kurtarmaz belki,
ama o insanın dünyasını değiştirir.Ve bazen bir hayat değiştiğinde, bir zincir başlar.
Evet, kötülük bitmeyecek.
İnsan kusurlu, dünya yaralı.
Ama iyilik de bitmeyecek.
Çünkü insan aynı zamanda merhamet sahibi.
Mesele kötülüğü yenmek değil, ona teslim olmamaktır.
Karanlıkla savaşmak değil, bir mum yakmaktır.
Belki adaletsizlikleri tek başımıza bitiremeyiz.
Belki her haksızlığın hesabını soramayız. Ama kimseyi yalnız bırakmamayı seçebiliriz.
Kalp kırmamayı, incitmemeyi, anlamaya çalışmayı seçebiliriz.
Sezai Karakoç’un bu sözü bize şunu fısıldar, “Dünya seninle düzelmeyebilir ama sen iyilikle kalabilirsin.”
Ve belki de asıl kurtuluş budur.
Kötülüklerin gürültüsünde iyiliğin sesini kaybetmemek…
İyiliği çoğaltmak, çünkü bu dünyada elimizde kalan en insani şey budur.