Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muhammed Gül

Allah’ın Cennetine Girmeyenler

Ahiret hayatı için iki grup insan mevcut olacaktır: Cennete girenler ve giremeyenler. Cennete giremeyen, dolayısıyla cehenneme girenlerdir.

Bu yazımızda kimlerin cennete giremeyeceğini Allah’ın beyanlarıyla ele almaya gayret göstereceğiz.

 

Bir insan Allah’a ulaşmayı (ruhunu ulaştırmayı) dilemezse cennete giremiyor.

 

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8: Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

 

 

Buradaki kişiler dünya hayatını yaşarken Allah’a kavuşacaklarına (ruhun kavuşması), Allah’a ulaşacaklarına (ruhun ulaşması) inanmadıkları için tabiatıyla bunu dilemeyenlerdir. Allah’a ulaşma hususunda Allah’a bir müracaatları yoktur. Allah’a ulaşma, Allah’a dönme (ruhun dönmesi) gibi bir talebin sahibi olmadıkları için dünya hayatından razı olmuşlardır. Kişi Allah’ın dostu olmak niyetiyle, Allah’a teslim (ruh, beden, nefs ve iradenin teslimi) olmak niyetiyle bir müracaatta bulunmamışsa o kişi otomatikman dünyadan razı olmuştur. Dünyadan razı olduğu için de gideceği yer maalesef cehennemdir.

 

Kişiyi takva sahibi olamamışsa cennete giremez.

 

3/ÂLİ İMRÂN-15: Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).

De ki: “Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahibi olanlar için, Rabb’lerinin katında, içinde devamlı kalacakları, altından nehirler akan cennetler, temiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah kullarını en iyi görendir.

 

Bu kişi takva sahibi olamadığı için cennete giremiyor çünkü cennet sadece takva sahipleri için hazırlanmıştır.

 

3/ÂLİ İMRÂN-133: Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne).

Ve Rabbiniz’den olan mağfirete ve genişliği yerler ve gökler kadar olan, muttekîler için hazırlanmış olan cennete koşun!

 

Bir kişinin takva sahibi olması için Allah’a yönelmesi, Allah’a ulaşmayı dilemesi gerekir.

 

 

30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

 

Kişi Allah’a yönelerek takva sahibi olabiliyor. Kişi takva sahibi olursa istisnasız işlemiş olduğu bütün günahlar örtülüyor, affediliyor.

 

8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

 

Allah’a dönmek (ruhun döndürülmesi) istemeyenler cennete giremiyor.

 

2/BAKARA-18: Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn(yerciûne).

Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.

 

Burada kişi Allah’a dönmek istemiyor yani ruhunu hayattayken Allah’a döndürmek, ulaştırmak istemiyor. Bu sebeple dünya hayatını yaşarken Allah’a kavuşacağına inanmıyor. Allah’tan bu kişiler için kör, sağır ve dilsiz ifadelerini kullanmıştır.

 

Gözleri görmeyen, kulakları işitmeyen ve kalbi idrak etmek kişinin ateşte olacağını biliyoruz.

 

7/A’RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).

Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

 

Son derece önemli, bir o kadar da uzun olan bu mevzunun anlaşılması babında bu kısacık izahat ön bilgi için yeterli olur kanaatindeyim.

 

Sonuç itibari ile kişi dünya hayatında iken takva sahibi olamamışsa Allah ‘ın kanunlarına göre cennete girmesi mümkün olmayan kişidir çünkü Allah cenneti muttaki ileri hazırlamıştır.

 

3/ÂLİ İMRÂN-133: Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne).

Ve Rabbiniz’den olan mağfirete ve genişliği yerler ve gökler kadar olan, muttekîler için hazırlanmış olan cennete koşun!

 

Herkesin Allah’a ulaşmayı dileyip takva sahibi olarak cenneti hak edenlerden olması dileğiyle,

Allah ile kalın, mutlu kalın.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER