Güvercinlerini canından çok sevdiğini iddia eden birini düşünün ama aynı kişi, bir güvercinini yedi diye de kediyi öldürebiliyor. Peki, buna hayvan sevgisi denilebilir mi? Olsa olsa buna merak, heves veya İngilizcesiyle hobi denir. Bunun sevgi olabilmesi için aslında fark gözetmeksizin tüm hayvanları kapsaması gerekmez mi? Adam ineği, koyunu, tavuğu, atı, eşeği, köpeği sözde seviyor, sözde diyoruz çünkü bunlardan yararlandığı veya işini gördüğü, bazen de kazandırdığı için seviyorsa buna da aynı şekilde hayvan sevgisi denmeyeceği muhakkaktır. Buna da dense dense menfaate dayalı sevgi denilebilir ki, böylesine bir sevgi de menfaatin bittiği yere kadardır.
Oysaki hayvan sevgisi apayrı bir duygudur. Bilindiği üzere sevginin koşulu ve gereği karşılıksız sevmektir. Hayvanları da öyle sevmek gerekir. Çünkü başlı başına bir âlemdir; can taşıyor, acı duyuyor, sevgi ve şefkati hissediyor, mutlu oluyor, insana da karşılığını veriyor. Hepsinden önemlisi Allah’ın yarattığı canlı âlemlerin bir sınıfını oluşturuyor. Görülüyor ki, insanı yaratan Allah, hayvanı da yarattı, ona ruh üfledi dolayısıyla da asıl sahibi odur.
Yaratılış bakımından insanla hayvan arasındaki göze çarpan tek fark, insanın hayvandan daha mükemmel bir biçimde yaratılmış olma avantajıdır. Buna karşılık da Allah, hayvanı himaye etme ödevini sırf bu yüzden insana yüklemiştir ya!

YORUMLAR