PKK’nın kurucu kadroları-başta Abdullah Öcalan olmak üzere- hem yaşlandı, hem de çok yoruldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taviz vermeyeceğini 40 yılda test ettiler.
Bulunduğum yaş itibariyle gerek PKK’nın, gerekse devletin bu yolda yapıp ettiklerinin canlı tanığı oldum. Aynı zamanda bu bölgenin bir mensubu olarak 40 yılı aşkın bir mücadelenin sonuna doğru gelindiğini büyük bir sevinçle ve heyecanla şahit oluyoruz. Keşke bütün bunlar olmasaydı, keşke analar ağlamasaydı…
Muhterem okurlarım, bu alanda yazılanların, çizilenlerin sayısı oldukça fazla. Ben de bu gün bana ayrılan köşemde yaşanan süreç ile ilgili birkaç önemli noktayı sizlerle paylaşmak istedim. Yukarıda da ifade ettiğim gibi bizler, hepimiz, tüm bölge halkı da bu süreci yaşadı, çok zorluklar gördü, çok acılar yaşadı. Onlarca yıl süren bu süreçten olumsuz etkilenmemek mümkün değil.
Bu yazımda PKK neden kendini feshetti? Sorusuna yanıt vereceğim. Örgütü ‘silah bırakma’ aşamasına getiren nedenleri birkaç madde halinde özetlemeye gayret göstereceğim.
BİR: Bilindiği üzere PKK, Marksist-Leninist düşünceyi benimseyerek mücadeleye başladı. Ancak özellikle son 10 yıl içinde net bir şekilde görüldüğü gibi örgüt hem teknik, hem düşünce olarak tıkandı, demode oldu. Abdullah ÖCALAN’ın da tarihi çağrısında açık açık ifade ettiği gibi artık örgütün son kullanma tarihi bitmişti. Yolun sonuna gelinmişti.
İKİ: Yıllardır örgüte sağlanan uluslar arası destek bitme noktasına geldi. Ayrıca örgütü finanse dış güçlerin tehlike olarak gördükleri unsurlar da azaldı.
ÜÇ: Dünyaca tanınan PKK’ye benzer İRA ve ETA gibi çok güçlü silahlı örgütler de kendilerini feshetti. Mensup oldukları devletlere silahlarını teslim ederek normal hayata döndüler. PKK gibi bu örgütler de organik ömürlerini tükettiler.
DÖRT: Özellikle Ak Parti iktidarının son 10 yılında MİT, Emniyet ve Türk ordusunun savaş teknolojisinde önemli ilerlemeler kaydedildiği aşikârdır. Örgütün özellikle yurt içi eylemleri bu teknoloji sayesinde sonlandırıldı. Sınırın kilometrelerce ötesinden başlayan savunma hattı oluşturuldu. Böylece insansız hava araçları ile kayıplar azaltıldı. Buna karşı örgütün kayıplarında artış görüldü, eleman toplama imkânı her geçen gün zorlaştı, bitme noktasına geldi.
BEŞ: PKK’nın kurucu kadroları-başta Abdullah Öcalan olmak üzere- hem yaşlandı, hem de çok yoruldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taviz vermeyeceğini 40 yılda test ettiler. Bundan sonra da taviz verilmeyeceği kesinleşti.
PKK’nın silah bırakmasında benim görebildiklerim bunlar. Başka bilmediğimiz nedenler de olabilir. Çünkü biz sade vatandaş olarak devlet ile yada başka dış güçler ile nasıl bir pazarlık yapılmış bilemiyorum. Ama ne olursa olsun örgütün silah bırakması bu ülkede yaşayan herkes için çok önemlidir. Umarım ve dilerim ki bu süreç başarı ile sonuçlanır.
Sonuç: 40 yılı aşkın süren bu mücadele herkesi yordu, canından bezdirdi. Silahların bırakılmasında kimin katkısı varsa gerçekten sevindirici, bir o kadar da heyecan verici. Bu tarihi çağrıya tanıklık etmek çok güzel. Dileğim odur ki, istenilen hayırlı sonuç alınır ve bir daha dönmemek üzere silahlar toprağa gömülür.
Bu ülkenin havası, suyu, toprağı, bütün nimetleri herkese yeter. Paylaşılamayan ne? Bu topraklar -cinsiyeti, ırkı, dini inancı ne olursa olsun- ülkede yaşayan herkesindir.
Silahların ebedi olarak susması temennisiyle, hoşça kalın.


YORUMLAR