Bağıranlardan korkmadım.
Hakaret edenlerden de.
Linç edenler en azından nerede durduklarını belli ettiler.
Beni en çok sessizlik yaraladı.
Haksızlık yapılırken susanlar
Yanlış apaçık ortadayken gözünü kaçıranlar.
“Bana dokunmayan” rahatlığına sığınıp olan biteni izleyenler.
Çünkü kötülük çoğu zaman cesur değildir.
Ama sessizlik örgütlüdür.
Kalabalıktır.
Ve her zaman rahattır.
Bir yanlış yapılırken herkes farkındaydı.
Kimse “bilmiyordum” diyemez.
Ama bedel ödeme ihtimali doğduğunda, sesler kayboldu.
Omuzlar çekildi.
Vicdanlar geri vitese takıldı.
Sessizlik masum değildir.
Susmak tarafsızlık değildir.
Susmak, yanlışı durdurmadığı her an onun önünü açmaktır.
Ve insan bir noktadan sonra şunu anlar:
Sessizlik sadece yokluk değildir, bir tercihtir.
Haksızlığa tanıklık edip susan, o an tarafını seçmiştir.
Sesini yükselten kadar, sesini bilerek kısmış olan da tarihe not düşer.
Çünkü bazı anlar vardır, susmak, konuşmaktan daha yüksek bir cümledir.
Ve o cümle, çoğu zaman adaletin değil, konforun dilinde kurulmuştur.
Birileri konuştuğu için bedel ödedi.
Birileri sustuğu için düzenini, koltuğunu, çevresini korudu.
Sonra her şey bittikten sonra, güvenli bir mesafeden ahlak cümleleri kuruldu.
“Aslında ben de karşıydım.”
“İçim hiç rahat değildi.”
“Zamanı değildi.”
Hayır.
Zamanı vardı.
Sadece cesaret yoktu.
Bu çağın en büyük problemi kötüler değil.
Onlar her zaman vardı.
Asıl problem, iyiliğini sessizlikle kamufle edenlerdir.
Yanlışa karşı susup doğruya uzaktan bakanlar.
Herkes konuşurken “denge” diyenler.
Herkes bedel öderken “aklıselim”e sığınanlar.
Beni en çok onlar yaraladı.
Çünkü bağıran düşman bellidir.
Ama susan, insanın içini boşaltır.
Güveni çürütür.
İnsanı yalnızlaştırır.
Ve belki de en acı olan şudur,
Sessiz kalanlar kendilerini hala iyi sanır.
Susmayı olgunluk, geri durmayı erdem, kenarda durmayı akıl zannederler.
Oysa suskunluk çoğu zaman bilgelik değil, kaçıştır.
Vicdan sustuğunda akıl mazeret üretir.
Kalp susar.
Yüz kızarmaz.
İnsan konuşmadıkça temiz kalacağını sanır.
Ama bazı kirler susarak bulaşır.
Ve insan şunu öğrenir,
Bazı yaralar hakaretle açılmaz.
Bazı yaralar tehditle oluşmaz.
Bazı yaralar, tam da herkes sustuğu için derinleşir
Susarak tertemiz kaldığını sanan herkes, o yanlışın ortağıdır.
.

YORUMLAR